2- İskelet

Kus kemiklerinin içi bos olmasina ragmen, iskelet, hayvanin sahip oldugu kuvvete oranla fazlasiyla güçlüdür. Örnegin 18 cm. uzunlugundaki kocabas kusu, bir zeytin çekirdegini kirmak için gagasiyla ona 68,5 kg.lik bir basinç uygulayabilir. Kara canlilarininkinden daha "derli-toplu" bir yapiya sahip olan kus iskeletinde omuz, kalça ve gögüs kemerleri birbirine kaynasmis bir sekilde birlesiktir. Bu tasarim kusa daha saglam bir yapi kazandirmaktadir. Iskeletin bir baska özelligi, basta belirttigimiz gibi diger bütün omurgali canlilarin iskeletinden hafif olmasidir. Örnegin bir güvercinin iskeleti, hayvanin vücut agirliginin toplaminin sadece % 4.4'ünü olusturmaktadir. Bir Fregat kusunun kemiklerinin toplami ise 118 gr gelmektedir ve bu miktar, hayvanin tüylerinin toplam agirligindan daha azdir.

3- Solunum Sistemi

Kara canlilariyla kuslarin solunum sistemleri de birbirlerinden tamamen farkli prensiplerle çalisir. Bunun sebebi kuslarin oksijen ihtiyacinin kara canlilarina göre çok daha fazla olmasidir. Örnegin, bir kolibri kusunun oksijen ihtiyaci bir insaninkinin neredeyse 20 katidir. Dolayisiyla, bir kara canlisinin akcigeri, kusun ihtiyaci olan yeterli oksijeni saglayamaz. Bu nedenle, kuslarin akcigerleri çok farkli bir tasarimla yaratilmistir.

Kara canlilarinin akcigerleri "çift yönlü" bir yapiya sahiptir: Nefes alma sirasinda, hava akcigerdeki dallanmis kanallar boyunca ilerler ve küçük hava keseciklerinde son bulur. Oksijen-karbondioksit alisverisi burada gerçeklestirilir. Ancak daha sonra, kullanilmis olan bu hava, tam ters yönde hareket eder ve geldigi yolu izleyerek akcigerden çikar, ana brons yoluyla da disari atilir.

Kuslarda ise hava akciger kanali boyunca "tek yönlü" hareket eder. Akcigerlerin giris ve çikis kanallari birbirlerinden farklidir ve hava daimi olarak akciger içinde tek yönlü olarak akar. Böylece kus, havadaki oksijeni kesintisiz olarak alabilir. Böylece kusun yüksek enerji ihtiyaci karsilanmis olur. Bu durumu konunun uzmani H.R.Duncker söyle ifade eder:

"Kuslarda ana brons, akciger dokusunu olusturan tüplere ayrilir. Parabronsi diye adlandirilan bu tüpler sonunda tekrar birleserek, havanin akcigerler boyunca tek bir yönde devamli akimini saglayacak sistemi meydana getirirler... Kuslardaki akcigerlerin yapisi ve genel solunum sisteminin çalismasi tümüyle kendine özgüdür. Kuslardaki bu "avien" sistemi baska hiçbir omurgali akcigerinde bulunmaz. Bu sistem bütün kus türlerinde aynıdır.

 

4- Güç ve Enerji Problemi

Bir olaylar zinciri seklinde ortaya çikan her bir süreç, ister biyoloji, ister kimya veya fizik bilimlerini ilgilendirsin, "enerjinin korunumu prensibi"ne uygun olarak gelisir. Bunu özetle "belli bir isin yapilabilmesi için belirlenmis miktarda enerji gereklidir" seklinde de anlatabiliriz.

Enerjinin korunumu prensibinin çarpici bir örnegini, kuslarin uçusunu gözlemlediginizde bulabilirsiniz. Göçmen kuslarin, uçusa baslamadan önce, yolculuklarini tamamlamalarini saglayacak miktarda enerji depolamalari sarttir. Buna karsin, uçmanin bir diger sarti da mümkün oldugunca hafif olabilmektir. Uçabilmek için, bedeli ne olursa olsun fazla kilolardan kaçinilmalidir. Bu arada yakitin da mümkün oldugunca verimli olmasi sarttir. Yani yakit minimum agirlikta tutulurken, verdigi enerjinin maksimum olmasi gereklidir. Bunlarin hepsi kuslar için çözümlenmis olmasi gereken problemlerdir.

Ilk adim en ekonomik uçus hizinin tespit edilmesidir. Eger kus çok yavas uçacak olsa, havada asili kalmasi için çok enerji sarf etmesi gerekecektir. Çok hizli uçacak olsa, bu sefer de meydana gelen hava direncini asmak için çok yakit tüketmesi gerekecektir. Bu durumda yakitin en az tüketilmesi için ideal degerde bir uçus hizinin gerektigini görürüz. Bu arada sunu da hatirlatmak gerekir ki, iskeletlerinin ve kanatlarinin aerodinamik yapilarindaki farklilar nedeniyle her kus için farkli bir ideal hiz geçerlidir.

› Bu enerji sorununu altin yagmur kusu (Pluvialis dominica fulva) üzerinde inceleyelim: Bu kus, kisi geçirmek için her yil Alaska'dan Hawaii'ye göç eder. Durmaksizin yaptigi uçusu sirasinda rotasi üzerinde hiç ada bulunmaz. Dolayisiyla kusun uzun yolculugu sirasinda hiçbir dinlenme imkani yoktur. Varis, baslangiç noktasindan 4000 km uzaktadir ve bu mesafe araliksiz yaklasik 250 bin kanat çirpisini gerektirir. Yolculugun tümü 88 saaten fazla sürer.

 

Kusun yolculuga baslarken agirligi 200 gramdir. Bunun 70 grami, yolda yakit olarak kullanilacak yaglardan olusur. Ancak kus bilimciler, bir altin yagmur kusunun bir saat uçmak için harcadigi enerjiyi tespit etmis ve kusun 88 saatlik uçus için en az 82 gram yakit harcayacagi sonucuna varmislardir. Yani kusun 12 gramlik bir açigi vardir ve hesaplara göre Hawaii'ye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin bitmesi ve denize düsmesi gerekmektedir.

Ama bu hesaba ragmen altin yagmur kuslari hiçbir zaman denize düsmez ve her sene basariyla Hawaii'ye ulasir.

Peki bu canlilarin sirri nedir?

Bu kuslari yaratan Allah, onlara uçuslarini kolaylastiracak ve verimlilestirecek bir yöntem ilham etmistir. Kuslar gelisigüzel bir sekilde degil, sürü halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir siraya girer ve havada bir "V" sekli olusturur. Bu V sekli, karsilastiklari hava direncini azaltir. Bu uçus düzeni o kadar etkilidir ki, kuslar bu sayede yaklasik % 23'lük bir enerji tasarrufu saglar. Bu sekilde, yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yaglari kalmis olur. Bu artan yag ise gereksiz degildir; rüzgarlarin ters yönden esmesi durumunda kullanilacak yedek yakittir.

Bu olaganüstü durum karsisinda su sorulari sormak gerekir:

Uçus için ne kadar yag gerektigini kus nereden bilir?

Bu kadar yagi tam yolculuk öncesi nasil ayarlayabilir?

Uçus mesafesini ve tam olarak ne kadar yakit tüketilecegini nasil hesaplar?

Kus Hawaii'nin Alaska'dan daha iyi kosullarda oldugunu nereden bilir?

Kuslarin bu bilgilere ulasmalari, bunlara uygun hesaplar yapmalari ve bu hesaplara uygun toplu uçuslar gerçeklestirmeleri imkansizdir. Bu ise, yaptiklari islerin gerçekte kuslara "ilham edildigini", bu canlilarin üstün bir güç tarafindan yönlendirildiklerini gösterir. Nitekim Kuran'da "dizi dizi uçan kuslar"a dikkat çekilmekte ve bu canlilarin Allah'in kendilerine ilham ettigi bir bilince sahip olduklari haber verilmektedir:

Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuslar, gerçekten Allah'i tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasini ve tesbihini süphesiz bilmistir. Allah, onlarin islediklerini bilendir. (Nur Suresi, 41)

Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açip kapayarak uçan kuslari görmüyorlar mi? Onlari Rahman (olan Allah')tan baskasi (boslukta) tutmuyor. Süphesiz O, her seyi hakkiyla görendir. (Mülk Suresi, 19)

ileri